Bozkır Yaylalarında Gezi ve Baharın tadı.

Yakup Çetin
0

 


Bozkır Yaylalarında Gezi ve Baharın tadı.

Uzun süredir yaptığımız geziler yaşam tarzımız olmaya başladı gittikçe insan gezdikçe doğanın güzelliklerini keşfettikçe daha da fazlasını istiyor. İşinden gücünden vaktinden çalarak fırsat buldukça kaçıyor. Sağ olsun Motorları ile gezdiğimiz arkadaşlarımızın vesilesi ile geziyor ve gezdiriyoruz sizleri.
Bu hafta hiç hesapta yoktu çıktım köye yola Tabbılı emmimizi bekliyorum ve geliyor onla beraber giderken Dere’ye uzun zamandır gitmediğimi fark ediyorum. Yollar yem yeşil Mantakıdan, Çağlayana oradan da Dere’ye bakınca yeşil içine çekiyor insanı.

Konya Merkez diyor ya bize dağlı ben bu dağlara kurban olurum. Düz ovanın içinde mafolacağıma adım attığım her yeri yemyeşil ağaç orman, doğal güzelliklerle dolu. Sıkıcı bomboş uzunca düz bir alan yerine dağlarla çevrili bereketli Bozkır.


 
Diyorsun ki Konya Bozkır iç Anadolu kurak ilçesi de Bozkır e burada otta bitmez, suda çıkmaz burada der ama görünce bizzat şahidim aaaa olan çok güzel Karadeniz gibi benzetmelere şahit olduğumuz Bozkırımız.

Gelelim bizler bu güzellikleri bilebiliyormuşuz;

Hüseyin Kardeşimizin yazdığı “Bozkırı Tanımak ve Tanıtmak” haberine ilçemizin misafiri Orhan Ulu’nun yazdığı yorum;
 
“bozkır tanıtımı için çabalarınızı takdir ediyorum. Biz motosiklet gezginleri çok sık uğradığımız bir bölge. Lakin kendi halkınız bölgenizi kasabanızı bilmiyor tanımıyor.10 kişiden 9 una sorun mavi boğaz nerde nasıl gidilir bilen yok. Bunu bizzat biz yaşadık. Burnunuzun dibindeki güzelliklerden sizin haberiniz yok ki başkaları tanıyıp gelsin. ”
 
Evet, bizler coğrafyamızı bilmiyoruz. En sonra perşembe yaylasına gidince durumu anladım. Ya dedim görmediğimiz nereler varmış gerçekten, Pınarları su giden mağarası gibisinden bir sürü şey.
Gelelim konu sağa sola kaydı gitti, Önecek köy meydanına gidince şöyle sağa sola bir volta attım. Sonra ramazan ev kardeşim geldi ve hadi aygıra, öğünümüzü aldık peynir ekmek ve kola hadi afiyet ola, Çıktık yola.

Ayğır dibine gelince ilk dikkatimizi çeken şey son gitmemizden beri Çumra belediyesi tarafından yaptırılan çevre düzenlemesi oldu. Takdire şayandı gerçekten. Baktık ki geçen hafta göre Aygırdibinin suyu daha da bir bulanık. Sarıotta gölde su varmiydi yokmuydu. Gölde su yoktur dedi ramazan gidenler dedi bana. Bir düşündük aygırın üst gözü de azda olsa akıyor yağmurda yağdı zirvelere geçen hafta gölde su var olabilir dedik çıktık yola. Gitmişken yaylarımızı da bir kolaçan etmiş oluruz dedik.


Önceki haftadan bilgim vardı Çağlayanlı yani Çatlı kardeşlerimizin Çat yaylasına göçecekleri herkes göçmüş yayla kıpır kıpır, Mal melal salınmış sapsarı çiçeklerin içinde yayılıyor manzara görülmeye değer gerçekten.


Göçen dayılarımızda hummalı bir çalışma bir oraya bir buraya yıkık dökük yerler tamir ediliyor.
Çocukları yayla bakkallarının önünde sağda solda oynaşıyor. Biraz seyran ettik bir iki selamlaştık koyulduk.

Sarıot yaylamızın Gölüne baktık uzaktan gölde var su, evet varmış dedik. Aygırda boşuna akmıyormus üst kısımdan su.

Gölün içindeki kum yoldan sunun ortasına kadar gittik, Aygırdaki suyun şeklinin şemalinin aynısı bulanık bir su birikintisi karşımızda. Bereket yağınca geçen haftalarda bu sene su kıt olsa da gölümüzde hala su var.
Burdan da ayrılıp sarıotın ismini aldığı sarıotlarımızı çocukluğumuzdaki tabirimizle yağlı çiçeklerin arasında fotoğraf çekilmeye gidiyoruz.


Etraf gerçekten doğa harikası yaylalarımızın tam vakti yani.
 
O güzellikleri seyrederken acıktığımızı hissettik bir çeşme başı arıyoruz peynir ekmek zeytinle karnımızı doyurmak için. Ama yok her çeşme başı Mugar başı dolu. Yukarılara doğru çıkıyoruz yok. Piknikçilerden tanıdıklar var çat yaylasına göçenler sarıotta muarın başında piknik yapıyorlar.
Diyoruz hadi ramazan bize burada ekmek yok yola çıkalım Dikilitaş yaylasına doğru bir muar bulur afiyetle yeriz. Sarıot’tan çıkınca ilk olarak sorkun kasabamızın bir yaylası var o karşılıyor bizleri. İçine girmeden birkaç fotoğraf çekiyoruz ve dikilitaş yoluna devam.


 
Dikilitaşta eş dost çok olunca kimseye görünmeden hemen çeşme başında yemeye başlıyoruz ama bizi bilen kişiler gelin cay demleyelim karnınızı doyuralım diye karşılardan sesleniyor. Hiç bozuntuya vermiyoruz peynir ekmeğe devam. Sonra dağa giden teyzelerimiz görüyor bizleri ne yersiniz, Peynir Ekmek zeytin tüh size bu kadar ev var gelemediniz mi ayıp ayıp dediler.
Sonra yayla içinde bir seyrana başladık. Dere Kasabası kutubin lakaplı emmimizin hanımı Müslümetçe’ye varıyoruz, Çay koyayım yok, Yemek yapayım yok eee ne istersiniz. Biz yayla yoğurdu isteriz afiyetle kaşıklayacağımız. Getiriyor Yaylanın keçilerinin mis gibi yoğurdunu bereketin dadı bile bir başka ya.

Sonra inceliyoruz evleri imkânları yaylalarımız yayla püfür püfür ama imkânlarımız köy gibi maşallah yaylalıktan çıkmış. Elektrik, Telefon, Televizyon vs.. ne ararsanız var maşallah. Çanak anten bozukmuş bir iki kurcaladım yapamadık bırakıverdik :) 



Sonra gözü diktik kar var dediler soğuk muarın üstlerinde çıktı yaylanın üstlerine. Gideriz gideriz yok kar iyice yukarılara çekilmiş. En sonunda bayağı hâkim bir tepeye vardık burada bozkır açısını alıyor, bu yüzden cep telefonu çekiyor burada. Biraz telefonla konuştuk. Kar öbeğinden 3 poşet karı doldurduk tekrar yaylaya. Poşetlerden birisini misafir perver Müslümeçcemize veriyoruz, Oda komşulara dağıtacak. Bizde birer poşet alarak motor üzerinde hemen eve getirdik.



Evde Karla pekmezi karıştırarak afiyetle yedik.


Lafın kısası metnin azı özü, gidin görün gezin tam zamanı, Yeşili bereketi ile yaylalarımıza doyum olmaz şuan için. Yaylalarımız ağaçsız o yüzden yaz geldiğinde bu yeşil hoş görüntüyü bulamazsınız.

Sırıstat Haber Merkezi: Yakup ÇETİN 20.05.2010

Yorum Gönder

0Yorumlar

Yorum Gönder (0)

#buttons=(Accept !) #days=(20)

Our website uses cookies to enhance your experience. Check Now
Accept !